24 Haziran 2008 Salı

Sen ne derdin?


Anımsadın mı? Biri Marilyn nasıldı, gerçekte nasıl biriydi, diye sorsa nasıl yanıtlayacağını sormuştum sana. Evet ne derdin onlara? Eminim onlara aptalın biriydi dersin. Kafasız bir sarışın.

Çekirge yok artık


1 2 derken 3.sünde aynı şekil olmaz dedik ama Semih sağolsun yıktı tabuları.
Yarın akşam turnuvada en iyi oyuncumuz olan "şans"tan güzel goller,etkili kurtarışlar bekliyoruz.

Tarih yazmaya devam.

17 Haziran 2008 Salı

Gogol Bordello


Grup vokalisti Eugene Hütz'ün Pazar günü Sabah gazetesinde bir röportajı vardı.Oradan bir kesimi koymak istiyorum;

-"Küreselleşme,sömürgeciliğin farklı bir biçimidir." diyorsunuz.Müzik piyasasında bu nasıl işliyor?

-Evet ben böyle düşünüyorum,özellikle de "world music" dedikleri şeye bakınca bunu herkes görebilir.Ne yapılıyor? Gidiliyor bir fakir Afrika ülkesine, orada bir müzisyen bulunuyor.İyi bir müzisyen oluyor bu.Sonra 90 ane Amerikalı hemen o Afrika ülkesine üşüşüyor.Adamın çevresinde bir halka oluşturup her şeyi bu Amerikalılar halletmeye koyuluyor.Bizim zavallı Afrikalı dostumuz enstrümanını çalarken Amerikalılar zaten her şeye biçimini vermiş, adını koymuş oluyor.Hepsinin başında da Amerikalı bir prodüktör ipleri elinde tutuyor.Dünya müziği mi? Kimi kandırıyorlar, "world music" dedikleri esaslı bir palavradan ibaret !
____________

Goldovan


Açıkçası hayatım boyunca şu takımda 3 forvete hayran kaldım; Boliç,Moldovan,Pierre.(hepsini teker teker yazarız zaten)

Demin resmini görünce Moldovan'ı yazasım geldi birden;

Çok iyi hatırlarım bir magazin programında "Moldovan,Dracula'nın akrabası" diye bir haber çıkmıştı.Sanırım Romanya'da Moldovan'ın evi ile Dracula'nın şatosu birbirine çok yakınmış.Bu nedenle böyle bir haber yapmışlardı.Tırsmaya başlamıştım bu nedenle Moldovan'dan.

Kendisinin sayılı gollerini anımsıyorum.Öncelikle tabiki Parma maçı geliyor akıllara.(kimin gelmiyor ki?) O sıralar Parma'nın gücünü pek bilmezdim.Ama şimdi Parma'nın kadroya bakıyorum da zor işmiş vallahi onları yenmek.Tabi herifler bizi eleyip gidip kupayı almış o sene.

Kadıköy'de GS'ye en son yenildiğimiz maçtaki golünü de hatırlarım.Şimdinin Telsim tarafındaki kaleye köşeden aşırtma gibi birşey atmıştı.Gerçi yenilmiştik ama olsun.

Turhan Sofuoğlu zamanında yanlış hatırlamıyorsam hiç derbi kaybetmemiştik.İnönü'de bi golü vardı Moldovan'ın.Babamın; "lan yenilmiyoruz oğlum hiç" diye bağırdığını hatırlıyorum golden sonra.
__

Böyle işte efendim.Fenerbahçe'de benim için yeri ayrıdır Moldovan'ın.Sözlük'ten baktım biraz,zamanında Moldovan hat trick yaptıktan sonra Fotomaç şöyle bir başlık atmış;

" Moldoone,Moldotwo,Moldothree "

Öeh


Gerçekten mevcut durum için en ideal başlık olsa gerek.İlk 11 gerçekten ilk kez bana ümit vermişti.Ancak ilk yarı içerisinde Semih yerine Mevlüt ile başlanılsa daha iyi olacağını hissine kapıldım.

Her topu Koller'e şişiren bir takım bizi geçse bile turnuvada pek birşey yapamazdı zaten.Baskılı oynuyor gibi gözüken Çekler öne geçince pek umutlar yere saçılmadı.Hemen "isviçre maçı" diye geçirdik aklımızdan.

İkinci yarıda durum 2-0 olunca ciddi anlamda iş bitti diye düşündük.Daha bizi ayağa kaldıracak kadar önemli bir pozisyonumuz yokken bunu düşünmek pek saçma olmasa gerek.Turnuva boyunca neden sağ bekte oynadığını çözemediğim bu sebeple biraz aksak oynayan Hamit umut aşısı yaptı şu kabarmak isteyen damarlara.

2-1,2-2,2-3 falan filan.3.gol sevincini ciddi anlamda hatırlamıyorum.Maçı beraber izlediğim 2 arkadaşla tekme tokat birbirimize dalıyorduk sanırım.Altta kalanın canı çıksınvari mevzulara da girişmiştik galiba."Kusucam laan çıkın" diye bir inilti kopagelmişti çünkü en alttan.Biraz şans,biraz inat sağolsun çeyrek finaldeyiz.

Eğri oturup doğru konuşalım şimdi; çekirge misali olmasın bu işler.1 2 derken 3.sü işlemez belki.Turnuvada pek güzel bir futbol oynamadık,doğruya doğru.Cech'in elinde kaçırdığı top Türkiye'nin gücünün yada F.Terim'in üstün taktik anlayışının bir sonucu değil tabiki.Hırvatistan maçı zor oğlu zor.

1996'nın rövanşını almak gerek en acımasız haliyle.
Haydi çocuklar.

15 Haziran 2008 Pazar

Atla arkaya #1


Vespa needs much, much more than that.

Ferman


Seneye bu rahatlık yok !
Şampiyonluk gitti,aferin çocuklar.

(muhtıra gibi oldu yalnız.)

Sıradaki Gelsin


Şu izlemekten bıkmadığım Nike reklamı gerçekten müthiş bir olay.Saha içinde nelerin olduğunu görmemizi sağlayan eşsiz bir eser.Bugün gazetede bu reklamın öyküsü yer aldı.Yönetmen, Guy Ritchie reklamı şöyle anlatıyor;

...
Filmin yönetmeni Guy Ritchie,reklamda bilgisayar oyunlarına çok az yer verdiklerini söylüyor.Üç hafta süren çekimlerde dünyaca ünlü futbolcularla çalıştıklarını ve reklamda görülen hiçbir hareketin yapay olmadığını belirten Ritchie,tüm yıldızların adeta gerçek bir maçtaymış gibi çekimlerde tüm hünerlerini sergilediğini ekliyor.Avrupa'nın farklı noktalarında filmi çektiklerini anlatan ünlü yönetmen,izleyicilerin merak ettiği bir diğer soruya da açıklık getiriyor: "Görüntüler gerçek bir maça ait değil.Ama futbolcuların tüm hareketleri gerçek ve kendine özgü".
...

Yönetmenin ağzından;

"Reklamdaki ana fikir,seyircinin reklamdaki futbolcunun yerine geçmesi.Yani kameraya her bakışında,aslında seyircinin gözlerinin içine bakıyor olacaksınız.Reklamda genel olarak bir futbol yıldızının keşfedilişini ve yükselişini anlattık.Sıfırdan başlıyor.Daha sonra bütün büyük futbolcularla tanışıyor; hatta onlarla aynı sahayı paylaşıyor.Aslında bu reklamı, normal bir film çeker gibi çektik.Barselona'da bir hafta kaldık.Birlikte çalıştığımız bütün futbolcular gerçekten çok uyumluydular.Özellikle Ronaldo'yla çalışmak çok zevkliydi.Ruud Van Nistelrooy oğlumla 20 dakika boyunca futbol oynadı ve bu oğlumu çok mutlu etti".

Şekillenme işleri


Çok severim bu lafı; "artık kafadaki favoriler yavaş yavaş şekillenmeye başladı."

Bugüne kadar tamamını izleyebildik maçların.Artık erken mi geç mi bilemem ama kafamızdaki favoriler belli oldu.

*Hollanda: Turnuvada izlerken en fazla zevk aldığım takım.Fransa ve İtalya'ya toplam 7 gol atabilmek oldukça güç bir durum.Hele İtalya'ya 3 gol atmak gerçekten önemli bir olay-ki defansları mantar olsa bile- ve bunu başararak bana göre turnuvanın favorisi durumuna geldiler.Sneijder özellikle takımın en iyisi konumunda.Kendilerini finalde görmek futbol zevki açısından en mantıklısı olacak gibi.

*İspanya: David Villa diyip susmak lazım aslında.Tek başına takımı sırtlıyor diyebiliriz.İsveç maçının ikinci yarısı İspanya belki de son yıllardaki en baskılı oyununu oynadı.Koskoca İsveç maçın ikinci yarısı kaç şut çekmiş merak ediyorum.Olası bir Hollanda-İspanya yarı finali bizleri şaşırtmasın.(çok şekil maç olur hee)

*Portekiz: Turnuva öncesi nedense başarılı olamayacaklar diye düşünüyordum.Ancak oldukça genç ve etkili bir takım.Bosingwa'nın neden Chelsea'ye gittiğini şimdi anladım.Defans hattı olsun,orta sahası olsun komple bir takım Portekiz.Seni yarı finalde bekleriz.(kafiye için kasmamak,kendiliğinden olmak)

13 Haziran 2008 Cuma

Nefs muhasebesi #2


** Turnuvanın başlamasıyla gündelik kola tüketiminin kat sayısı fazlasıyla arttı.Zararlı olduğunu bilsem bile su ile maç izlemek pek bi saçma geliyor düşündüğüm zaman.İşin gıcık edici yanı annemin sürekli "kola içme artık,zararlı"diye başımın etini yemesi.Bu oldukça normal olabilir ama bunu derken elinde sigara olması beni güldürüyor.Şişe üstünde "kola öldürür" yazmıyor en azından.Yazana kadar lıkır lıkır..

** TribünDergi'de bir yorum okudum gayet hoşuma gitti; "Endüstriyelleşme iyi güzel de maneviyatı bozuyor."

** EkoFener ve BezBebek adlı programa benzer iğrenç şeyler neden hala barınıyor ekranlarda? FoxTV'yi 10 kere açsam 8inde BezBebek var.Hayır izleyen insanların sayısı oldukça fazla sanırım.EkoFener'e gelelim şimdi.Yahu spor programında ekonominin ne işi var? İzleyen bir canlı olduğunu düşünmüyorum.Beni üzen şey ise sunucu ablanın hala ilk zamanki gibi heyecanla programı sunması.

** Falım'a fena takılmış durumda.2 adet sakızla tüm gün idare edebiliyorum artık."tadı gitti çöpe at" derdi de yok zaten bunlarda.Çiğne dur işte,işin ne?

** Ciddi kararlar aldım.Yaz tatilinde gece 4te yatıp öğlen 3te kalkmak yok.En geç 3 gibi yatılıp öğlen 12 gibi kalkılacak.Alarm falan kurup halledeceğim bu işi.Biraz tatili yaşamak lazım yahu.Ali Kırca haberleri sunarken kahvaltı eden 14 mayıs'ı bi kez daha yaşasın.

Şen ola


Turnuvada favori takımlarımdan birisidir Hırvatistan.Açıkçası ilk Avusturya maçında oldukça kötü oynayıp şaşırtmışlardı kendilerinden sürpriz bekleyen kesimi.Bu sebeple Almanya maçı öncesi pek bir umutsuzdum.

Tabi yine şaşırttılar bizleri.İlk yarıyı gece maçın tekrarında yine dikkatle izledim.Gerçekten o oyunla Hırvatistan'ın başarısı oldukça normal olur.Tek paslarda çok başarılı bir takım.Özellikle turnuva öncesi herkesin merak ettiği "Modric" gerçekten üstün bir yetenek.Top sürüşü,oyunu okuma becerisi,top saklayışı cidden harika.Messi'nin sağ ayaklısı gibi gözlemledim bi an.

Hırvatların ilk golüne bakarsak oldukça organize olduğunu görebiliriz.Özellikle orta açılmadan önce verilen pas çok şık.2.gol bayağı bir bal olsa bile bu hiçbişeyi değiştirmez.

Almanlar 1998 Dünya Kupası'nın rövanşını alamadı ya ona sevinirim.

Çıkış yok


-Çevreyolundan devam et abi.Hiçbir yere sapmadan...

12 Haziran 2008 Perşembe

Thomas Hitzlsperger


Resmi görünce akıllara Mortal Kombat'ta ki "goro"nun gelmesi pek muhtemel.Ama hayır o başka birşey; Hitzlsperger !!!

Evet evet,fazlasıyla abarttım.Ancak tam bir orta saha oyuncusu değil mi kendisi? 26 yaşında ve 10 yıl boyunca 2 takımda oynadı(A.Villa & Stuttgart) Bayern Munih'ten kendi bonservisi ile Aston Villa'ya geçti.Orada geçirdiği 5 yılın ardından tekrar bedelsiz bir şekilde Stuttgart'ın yolunu tuttu.

2005 yılında Stuttgart'a geldi ve 2007'de kazanılan şampiyonlukta etkin rol oynadı.E bir nevi şampiyonluk golünü attı.Son hafta oynanan E.Cottbus maçında 1-0 gerideyken hala aklımdan çıkmayan müthiş gol ile skor eşitlenmiş oldu ve ardından Sami'nin golü ile şampiyonluk geldi.Tam bir şampiyonluk golü olmasa bile rol oynadı yani.(vallahi oynadı)

Euro2008'de Almanya-Polonya maçında gerçekten fena değildi.Alman milli takımında zaten yeni bir oyuncu değil.Ancak "hacı bu herif kupadan sonra gider büyük takımlara" diye iç geçirmemek gerekir.2010'a kadar sözleşme uzattı Stuttgart ile.

Tam verimlilik çağında zaten,çıldırın !

Yüzeysel mazi #2


Hep iyi maçlardan bahsetmeyeceğiz bu başlıkta.Elime bir Avrupa rezaleti olan "MTK Budapeste" maçı bileti geldi.Anımsarım o zamanları.İlk maç deplasmanda 0-0 bitmiş,Kadıköyde ki maçta favori falandık.Ancak ne var ki daha UEFA kupasına erkenden veda ediyorduk aldığımız 2-0lık yenilgi ile.

Aklımda özellikle babamın; "bak bak rüştü abin neler yapıyor" lafı kalmıştır.Kulaklarımda çınlar MTK adı geçince bu cümle.İlk golü şimdi izledim internet sağolsun.Yenmezmiş be ...


*Biletin arkasından not;
-REZALET. 0/2 -> elendik MTK'ya.

Afiyet olsun


Maç öncesi aptal karikatürü yapan gazetenin sıradaki başlığını merak ediyorum.Kebap yiyeceğiz gibi 1.sınıf düzeyi espriler ile yaklaşanlar şimdi dürümün ardından ne haldeler merak içindeyim.

Maça başlangıç önemlidir zira.(zira nedir?) Genelde maça nasıl başlanırsa öyle gider diye düşünürüm.Yani maç başında bir ruhsuzluk varsa o maçı kazanmak bana hep zor gelir.Bunu da ayrı hisler vasıtasıyla anlayabiliriz.İsviçre maçına gayet arzulu ve etkili başladık.Açıkçası o farklı türden yağmur olmasa ilk yarıyı önde bitirebilirdik.

Yağmur nedeniyle Gökdeniz hemen koptu oyundan.Ayrıca o zeminde geri paslar falan ziyadesiyle deli etti beni.Golü yedikten sonra hiç umutsuzluk yoktu,vardı yani birtakım hissiyatlar içimizde.Nitekim önce "global nöbetçi" ile beraberliği sağlayıp, Arda ile 2.golü bulduk.Uzun süreden sonra böyle bağırdık.Sağolsunlar.

Ayrıca Volkan'a değinmeden geçmeyelim.Bana göre şu an turnuvanın en iyi kalecilerinden kendisi.Özellikle çıkardığı frikik ve H.Yakın'ın yakın mesafeden çıkardığı top pek güzeldi.

Yürüyelim Arkadaşlar...

11 Haziran 2008 Çarşamba

Obrigado


Şüphesiz; bize unutamayacağımız bir sezon yaşattı.Bazen hayal kırıklıkları ile doldu defter, bazen zafer sözcükleri ile yıprandı sayfalar.

Atılan bir penaltı golü ile belki de hiç bu kadar gözyaşı düşmemişti bu büyük insana tanık olan gözlerden.Herşey pek güzeldi kendisiyle.Şu son haftaları dileklerdeki gibi yaşamasak bile teşekkürlerin tamamını hakediyorsun Zico.

Tüm yaşattıkların için teşekkürler.

Cümbüş


Turnuvada şu ana kadar gördüğüm 3 güzel tribün vardı.

1-İsveç
2-Hırvatistan
3-Rusya


Ruslar pankartları iyi hazırlamış.Sopalılar falan.Gayet güzel bir tribün oluşturdular.

Hırvatlar klasik damalı formalarıyla donatmıştı tribünü.Sesleri zaman zaman geldi.Onlar da gayet hoştu.

İsveçliler beni kendilerine hayran bıraktı."Tek renk" olayı bu kadar güzel olamazdı.Ayrıca inanılmaz destek verdiler.Özellikle son dakikalara doğru maçı bırakıp onları izledim diyebilirim.(yönetmen bi ara tribünden 3 hanım gösterdi.eee...şeeyy...)

Ne güzel de oluyor


Öncelikle bu Yunanistan inanılmaz biçimde nefret ettiriyor kendisinden.Böyle güzel bir turnuvayı aylarca,yıllarca bekle ama şu iğrenç defans takımını seyret.İlk yarıda "anti futbol" anlayışını ortaya koyan Yunanistan ve debelenip duran İsveç izledik.

Ancak ilahi adalet dediğimiz yüce yargı gösterdi kendisini.Uzun süredir milli takım formasıyla gol atamayan Ibra enfes bir golle tüm futbolseverleri ayağa kaldırdı.Gerçekten can-ı gönülden istedim İsveç'in galibiyetini.70 dakika defans yapıp sonra gol aramakla olmaz artık bu işler.(çok kızgın olmak)

Hepimizden aldığı kötü dilekler ışığında Yunanistan 2.golü gördü kalesinde.Ben o gole tamamen ilahi bir gol olarak bakıyorum.yani,"al lan böyle bir gol yemen lazım senin" diyerekten gördüler o garip 2.golü kalelerinde.

Kallström pekala oynar şu takımda.Şaşırtıcı değil mi osman?

Teselli


Turnuvadaki tek tesellimiz bu olmalı; bizden daha kötüleri de varmış.Gerçekten Rusya defansı evlere şenlik.Tek bir arapası ile İspanya çok rahat ataklar buldu.David Villa faktörü sayesinde bu fark meydana geldi.

Torres pek sönük olsa da bayağı bir zorladı rakip defansı.Ramos ve Capdevilla'dan oluşan bek hatları gerçekten müthiş.İspanya'dan pek birşey beklemiyordum bu turnuvada ama beni fazlasıyla şaşırttılar.

Hiddink'ten de çok şey bekliyordum.O da oldukça şaşırttı.

Ters köşe olduk anlayacağınız.

10 Haziran 2008 Salı

Sen yoksun


(Nerdesin bre deyyus?)

Birileri var


Klip güzel,şarkıları güzel,herşey gayet güzel.
____

"...istanbul'a geldim. bir kaos. insanlar biyerlerden biyerlere gidiyo falan.." Yasemin Mori

Meşhurdur cinayetleri


"Maraton Üst E Blok özel tribün haline getiriliyor. Yapılan yeni düzenleme ile tribünün bu bloğu sadece bu kısımdan kombine kartı olanlar tarafından kullanılacaktır. Bu tribündeki oturma düzeni de buna göre ayarlanmıştır. Fenerium Alt D Blok da yeniden düzenlenmiştir. Bu tribün için özel yemek ve oturma grupları hazırlanmıştır. Bu amaçla içerideki salonlarda da özel düzenlemeler yapılmıştır."
_________

Güzel bir çelişki ile karşı karşıyayız.Şimdi insan, "neden E blok?" diye sormak istiyor.Tabi beynin diğer yarısı "anlamıyormusun cidden" diye laf sokuyor.Tabi susup kalan bu bünye oluyor.

Geçen sene etrafına set çekilen, tırnak kontrolüne mahkum olan E blok bu sene yine gözdeliğini koruyor.Seneye neler olacak merakla bekliyoruz.

*gözlemci raporu var bak sağ tarafta.orda ilk sırada ne yazıyor? heh işte.
(işte bütün mesele bu)

9 Haziran 2008 Pazartesi

Hoşgeldin yar


Doğrusunu söylemek gerekirse şu turnuva boyunca hiç aman aman bir maç izlemedik.Belki Avusturya maçının ikinci yarısı bizi bağladı o kadar.Herkes maalesef saat 19:00'da Romanya-Fransa maçını izledi.

Hiç küçümsemek gibi olmasın ama Kasımpaşa-Sivasspor maçında daha fazla zevk aldığımı hatırlarım.Böyle iğrenç bir maç izlemedim hiçbir kupada.(abartma yok,gayet doğru) Fransa maçından sonra baya karamsar bakmaya başladım Euro2008'e.

Tabi Hollanda-İtalya maçında baya yedim o lafları.Müthiş bir tempo vardı özellikle ilk yarıda.İkinci yarıda oyunu soğutmaya çalışan Hollanda ve tüm şanssızlıkları(buna başka şey diyoruz) ile omuz omuza vererek rakip kalede gol arayan bir İtalya izledik.Kendimize geldik sanırım bu maç ile.

İtalya'da Grosso ile Zambrotta'yı çok beğendim.Hatta Zambrotta'yı hayatımda ilk kez beğendim.Evet bu da itirafımdır.Kendisini hiçbir zaman beğenmedim ama bu maçta gayet iyi oynadı.

Hollanda'da Engelaar ve Sneijder insanüstü oynayarak kafamızda bir favori belirlememize yardımcı oldular pekala.Neyse devam edelim bu turnuva silsilesine.

*Fransa cidden berbatsın.
*Luca Toni hep kazma olacaksın.Hiç beğenmeyeceğim seni.İstersen 10 gol at.

Budur


İlk yarı itibariyle 3 arkadaş arasında geçen diyalog;

-5 olur hırvatlar
-avusturya paso uzaktan vursun.bu ne be?!
-biz bile yeneriz bunları

İkinci yarı itibariyle oluşan diyalog;

-oha avusturya inanılmaz eziyor.(küfür içeriyor yer yer)
-abi maçın hakkı bu değil.hırvatistandan bişi olmaz.
-2 oynadım vallahi.hırvatistan almalı bi şekilde

__________

Maçın özeti bu işte."yenileceksen böyle yenil" lafını Avusturyanın alnına yapıştırabiliriz.Orta sahayı geçemeyen bir Hırvatistan'dan kupada sürpriz beklemem an itibariyle biraz saçma.Ancak ileride neler olur bilinmez.Ancak Avusturya tüm evreni şaşırttı.Kendi ülke insanları bile takımın gitmemesini istedi fakat yanıldık cümleten.Şu zamana kadar oynanan 4 maçtan en fazla keyif aldığım maçtı.

Ümit Korkmaz'a ayrı bir parantez açmak lazım.Mevkisini çözebilen varsa beri gelsin bana söylesin.Bazen forvette gol arıyor,bazen defansta oyun kuruyor,bazen sol kanatta akın yapıyor.Ne bu yahu? "joker" diye kullan işte.Gelsin bizim takıma,dememe kalmadan Frankfurt'a gittiğini öğrendim.Hayırlısı artık.

*Hırvat seyircisi muhteşem.Mis gibi yani.

=)


Baya kastım başlık bulabilmek için,ancak ne var ki bunu uygun gördüm.Komikti herşey.

Dakika 80 ve kendi sahasında pas yapan,yeri gelmişken kalecisi ile oynayan bir milli takım.Avrupa Şampiyonası'nın düzenini bilmeyen birisi herhalde "şu beyaz formalılara 1-0lık yenilgi yetiyor sanırım" diye iç geçirmiştir.Takımın neresini eleştirmek gerekiyor karar vermek zor.

*Gökhan Zan şu milli takımda oynuyorsa benim halı sahalarda boy göstermem Türk futbolunun ayıbıdır.Bazen kesin yargılara varırken o lafın elimizde patlamasını göz önünde bulundururuz.Ancak bu yargının doğruluğundan eminim.Hiçbir şekilde, "tüh be gökhan beni yanılttı" demeyeceğim,diyemeyeceğim.

*Sabri sadece Fb maçlarında iyi orta açacak sanırım.Ayrıca Hamit mi bek oynadı Sabri mi hiçbirşey anlamadım vallahi.Sistem nerde şakir?

*F.Terim ile Tuncay arasında duygusal bir bağ olmalı.Başka açıklaması olamaz.Arda gibi kendisini Avrupa'ya göstermek için yanıp tutuşan birisinin 90 dakika yedek oturması sırf bana mantıksız gelmemiştir eminim.

*Ayrıca Yıldıray ve Ü.Karan bu takımda rahat rahat oynar.
__

İsviçre maçı çok zor olacak.Ancak Çekler karşısında hiç beğenmedim İsviçre'yi.Frei zaten turnuvayı kapattı.Bakalım artık.Puan alamazsak hayal oluyor çeyrek final ancak alırız herhalde en az 1 paun.Değil mi?

Doktor korkuyorum.

8 Haziran 2008 Pazar

Ne istersen iste benden


Hakemin son düdüğü ve Roland Garros 2008'in şampiyonu İvanovic.Şampiyon İvanovic.Şampiyon Fransa'da... (e.taner)

Gayet güzel oldu bu şampiyonluk.Safina'ya kıl oluyordum baya ancak şu satırları yazarken "gururu bizlere yeter" moduna girdim onun adına.Maçlarını gayet hakederek oynuyordu.Özellikle Sharapova karşısındaki oyunu bile final için yeterdi.

Neyse artık,mutluyuz pekala.Nice zaferlere.(çıldırma h.avşar)

____

Ivanovic maçtan sonra yaptığı açıklamada; "Bu muhteşem. Hala şampiyon olduğuma inanamıyorum. İki oyuncu için de gergin bir maç oldu. Birçok şans yakaladık. Soğukkanlılığımı maçın sonuna kadar koruduğumdan dolayı çok mutluyum. Geçen sene final oynamam benim için büyük tecrübe oldu. Hala çok heyecanlıyım" ifadelerini kullandı.

____

Yirim yirim.

7 Haziran 2008 Cumartesi

Merak edilenler


Turnuva boyunca bazı oyuncuları farklı gözle izlemek lazım.Aslında var merak ettiğim oyuncular.Şöyle ki;

Gökhan İnler(İsviçre): Udinese forması altında sadece özet görüntülerini izleyebildim.Ancak şık bir stili var gibi.Gerçekten izleyip görmek lazım.

Bosingwa(Portekiz): Chelsea satın aldı daha yeni.Gerçekten sorup soruşturdum,çok şık bir bek diyorlar.Chelsea aldığına göre boş bir adam değildir zaten.Hemen bu akşam izleme fırsatımız var.Pek güzel oldu bu.

Mevlüt Erdinç(Türkiye): Son hazırlık maçında biraz heyecanlı gözüktü.Ama bir potansiyeli olduğu çok açık.Hareketli ve son vuruşları yerinde.Farklı bir performans bekliyorum.

Arda Turan(Türkiye): Turnuva sonu büyük ihtimal Avrupanın yolunu tutacak.Bu nedenle kendisini fazlasıyla göstermek zorunda.Ligde ki performansından kat kat üstün bir efor harcayacak.Gerçek Arda'yı bu turnuvada göreceğiz sanırım.

Luka Modric(Hırvatistan): 20 küsür euro karşılığında Tottenham ile anlaştı.FM'de bile fazla paralar karşılığında transfer olup duruyor.Turnuvada en fazla merak ettiğim isim.Nasıl bir performans göstereceği merak konusu.

Artur Boruc(Polonya): Bana oldukça Barthez'i anımsatıyor.Bazen akılalmaz şutlar çıkartıyor,bazen en olmayacak golleri kalesinde görüyor.Elinden kaçırıp yediği gol sayısı az değil.Ancak Polonya ilk kez katılıyor turnuvaya ve Boruc tamamen kendisini göstermek isteyecek.Hazırlık maçlarında etkiliydi.Özellikle Danimarka maçında fazlasıyla beğendim.Bakalım artık.

Ben Arfa(Fransa): Kolombiya maçında çok istekli gözüktü.İlk 11 oynar mı bilmiyorum ama dikkat etmek gerekir fazlasıyla.

Johan Elmander(İsveç): Toulouse formasıyla 2 kere izleyebildim.Pek beklediğim gibi değildi.Zaten 2 maçta yorumlamak çok saçma olurdu.İsveç'in hazırlık maçlarına baktım,fena değil.Ancak grup maçlarında herkes gibi o da en yüksek performansta oynamaya çalışacak.Ak mı kara mı o zaman belli olur.

Roman Pavlyuchenko(Rusya): En fazla merak ettiğim takımlardan birisidir Rusya.Rusya'da Arshavin malum,cezalı.Ancak Pavlyuchenko gerçekten izlenmesi gereken bir isim.Yanlış hatırlamıyorsam Litvanya ile oynadıkları hazırlık maçında "öeh" diye anırmama sebebiyet veren bir gole imza attı.Avrupa için o da kasar sanırım.
___

Yurdumda herkes scout olmuş.
Kendi çapımızda işte.

Şipşak #1

(Seneye görüşürüz hap insanları.)


(beni baraja geçiren zihniyetin..)


(Bazı "an"lar vardır ya unutulmaz,heh işte.)

Sahne bizim


2 yılda bir yaşıyoruz bu tarz faaliyetleri.Ortalama 1 ay sürer turnuvalar.Tabi Avrupa Şampiyonası daha kısa sürer Dünya Kupası'na göre.Şimdi sıra Avrupa Şampiyonasında.

7 Haziran - 29 Haziran tarihleri arasında gün bizim,televizyon bizim,buzdolabı bizim.

Karışmasınlar bizlere.Türkiye elenirse anında favori bir ekip seçeriz.Bizim de vardır içimizde "plase" bir takım.Gerek kalmaz umarım plaselere umut bağlamaya demek isterdim ama bu zor gibi.

Akşam perde daha yeni açılmışken sahneye adım atıyoruz.Rakip; Portekiz.Müthiş ötesi olarak nitelendirilen ancak aşırı karamsar olmamı sağlayamayan bir takımdır kendisi.Umudumuz çok yani.Bakalım bakalım.

"Cips stoklarımız başlamıştır."

6 Haziran 2008 Cuma

Nefs muhasebesi #1


** Balkonda oturmuş TV izlerken yanımdaki erik ağacı sallanmaya başladı.Noluyor,demeye kalmadan ağaca çıkmış 4-5 tane çocuk gördüm.Eriklere dalıyorlardı yani.Oysa gözüm vardı o eriklerde.Fikret amcaya söyleyip beraber toplayacaktık o erikleri.Ama bu hayvanlar bitiriyorlardı erikleri ben bu düşünceleri gözden geçirirken."Lan gidin kendi bahçenize,gelmiyim oraya" diye bağırdım.Tabi ki içimden.Yemedi açıkçası öyle bağırmak.Kalabalıktılar gayet.Ayrıca bir tanesi bizim balkon hizasına yaklaşmıştı(1.kattayız). Azıcık kassaydı evimize girecekti deyyuz.Şu an baktım en tepede kalmış erikler.Onlar benimdir !


** Şu ilkokul zamanı yapılan tuzlukları hiç yapamadım.Özenirdim onları yapanlara.Oldukça şık bir olay çünkü.Böyle parmaklarını falan kapsıyor sonra eğlenip duruyorsun.Ancak kağıttan kayık yapabilirim.Bunda iddialıyımdır.(yaptığım uçaklar hep yamuk uçar,çözemedim meseleyi)

** Dün gece 3 tane Ferhat Göçer şarkısı indirdim.Anneme de tembihledim; bol bol indir diye.Sevmiyorum bu herifi.Para mara kazanmasın yahu.Şarkıları da indirip indirip siliyorum.Kotamıza giriyor ama olsun.Gelecek ay,Kayahan şarkılarına abanırım büyük ihtimal.

** FM oynarken kendimi fazla kaptırıyorum.Arada böyle röportaj yapıyorum kendimle.Umarım evden birisi görmemiştir beni o haldeyken.Neyse "Bremeni rahat yeneriz" diye açıklama yaptım kendime.Yenemezsem kendimle dalga geçicem.Tabi kendim buna çok üzülecek.Öeh be kardeşim !

Ölümcül av


Deadliest Catch,izlerken bağlandığım sayılı belgesellerden.Discovery sürekli ekranlara getiriyor ve izlerken "vay anasını" demek oldukça normal bir durum.Olay şöyle;

Birden fazla gemi Bering Denizi'inde yengeç avlıyor.Daha sonra bunları satıp baya iyi para alıyorlar.Ancak biraz baktım da Bering Denizi dünyanın en ölümcül denizlerinden birisiymiş.Yani bizim Marmara Denizi onun yanında bir bardak su.

Bering'de geceleri çıkan dalgalar zaten inanılmaz ki şu an bu yazıyı yazarken 18 metrelik bir dalga bir gemiyi yan yatırdı.Ancak eğlenceli olaylarda oluyor gemilerde.Gerçekten izlemeye değer bir belgesel.

Şunu da belirtmek isterim,bugün izlediğim bölümde,siyahi ve oldukça kalıplı bir arkadaş baya tırstığı için evine geri döndü.Hatta kaptana; "ben denize atlıyorum,öylesi daha güvenli" falan diyerek tehdit etti.Arada böyle "mr.yusuf" insanlarda çıkmıyor değil.

5 Haziran 2008 Perşembe

Yüzeysel mazi #1

Sağdan soldan toplayıp oluşturduğum koleksiyondan nadide parçaları paylaşmak gerek.

FB'nin en berbat dönemlerinden birinde (pendikspor vb), tarihinin en iyi dönemini geçiren (uefa kupası) GS karşısında deplasmanda Johnson'un golüyle 1-0 galip geldiği maç;


Biletin arkasına yazılmış yazılar ayrı bir güzel;

-OLEEEY
-gol: Johnson. Baby Şampooo !

Şampiyonluk yakışır



Pek güzel geçiyor Roland Garros.Tabi hanzoları izlemiyoruz.Bunu sapıklık olarak algılamayın ama tenis; bayan sporudur şahsıma göre.Neyse efendim, Safina'daki bal mıdır nedir bilemem ama geri dönüşlerine şapka çıkarmamak elde değil.Daha dün Dementieva ile olan maçında "safinaya da koyarlar" diyip kanalı değiştirdim ardından internetten baktım,Safina almış maçı.Sharapova'yı da böylesine güzel bi mücadele ile yenmişti.

Bugün yarı final maçları neticesinde istediğim final çıktı ortaya.

Safina 2-0,İvanovic ise at tipli Jankovic'i 2-1 yenerek finalde rakip oldu.Her haliyle zevkli bir maç olacağı belli.

İvanovicsin sen bizim canımız...

Mışıl mışıl


Sınavlar bitince okul da bitmiş sayıldı.

13 Haziran'a kadar evdeyiz yani.Tüm yılın uyku eksikliğini gidermek lazım ufaktan.

Yine mi siz?


Tecrübe şarttır hayatın her alanında.Futbolda ise tecrübe denildiği vakit aklıma sadece Milan geliyor.Her sene şampiyonlar ligi grup maçlarında boş tribünlere oynar.Nasıl olsa çıkacaktır gruptan,neden kassın binlerce taraftar maça gelerek.İkinci turu rahat geçer Milan.Çeyrek finalden sonra genelde uyutucu bir futbol oynar sonra kaka bir iki hareket yapıp galibiyeti getirir.

Böyledir işte Milan.Zevk almam onları izlerken.Seneye şampiyonlar liginde olamayacaklardı ancak Sofia ihraç edilince Milan'ı aldılar tekrardan.Demek biraz tecrübe,bir tutam bal gerekliymiş bu işler için.Ama ciddi anlamda iticisiniz be.

Forma şampiyonları

Turnuvadaki takımların formalarından en güzelini seçmek için uğraş verirken 2 tanesi arasında kaldım.Varsın olsun ikisi şampiyon olsun.





(rusya)


(hırvatistan)

Plase

Her turnuvada olur böyle sürpriz takımlar.Yani böyle fazla şans verilmeyen ama iyi bir konuma gelebilen takımlar.Euro 2008'de bu tarz beklenti içinde olduğum 4 takım var.

Rusya

El şeyiyle gerdeğe girmek,kalıbını fazlasıyla hakediyor Rusya.İngiltere'yi yenip ardından İsrail'e yenilmeleriyle zora girmişti turnuva şansları.Son maçta İngiltere,Hırvatistan'ı yenseydi umutlar yarınlara kalacaktı.Ama ne var ki damalı formalılar Wembley'de İngiltere'yi yenip Rusya'yı gönderdi turnuvaya.Yatsın kalksın Hırvatistan'a dua etsin Rusya.Kadrolarına bakıyorum,oldukça sağlam bir yapısı var.Bakalım artık,iyi bir yere gelirlerse hiç şaşırmam.

___

İsveç

Özellikle hücum hatları müthiş İsveç'in.İbra,Rosenberg,Elmander,Kallstrom.. Gerçekten rakip defansı zorlayacak tarzda bir hat.Defanstan Mellberg ile Edman'ı beğeniyorum.Açıkçası gerisini tanımıyorum.Evet baya dürüstüm bu konuda.Grupta bana göre çıkması en muhtemel takımlardan birisi İspanya ile.Ama yukarıda Rusya'yı da yazdık.Bu iki takımın çıkması daha bi renk getirir gibi.

___

Hırvatistan

Almanya ile kolkola çıkarlar herhalde gruptan.Ama hangisi 1.olur derseniz ciddi anlamda kesin cevap veremem.Ancak Eduardo olsaydı bu soruya rahat rahat Hırvatistan diyebilirdim.Şans işte.Modric'i merak ediyorum oldukça.Yüksek bir tutara gitti Tottenham'a.İzleyip görmek lazım.Önümdeki kitapçıkta Hırvat kadrosuna bakarken "Runje" çarptı gözüme.Seviyoruz seni.

____

Romanya

Gülmeyin etmeyin.Bu takım gruptan çıkarsa hiç ama hiç şaşırmayın.Ama çıkamazsa da "hani çıkacaktı laaan" diye üzerime gelmeyin.Sadece 6.his bunu yazdıran şey.

4 Haziran 2008 Çarşamba

Çatkapı


"calciodelmondo" ile girmiştik bu blog alemine.Gayet güzel giderken okul biraz koydu bize.Dersti sınavdı derken unutuldu blog.Yazılar aksadı,birtakım saçmalıklar oluştu.Sonuçta kapandı gitti o ilk basamak.Tecrübe edinmiştik Daum gibi konuşmak gerekirse.

üst basamaklara çıkarken yaz tatilinin gelmesi iyi midir kötü müdür bilinmez.Ha zaman bol,yazılar yazılır gayet ama tatili var falan aksar gene.Tabi olum tatile gidicez baya.Müthiş bir sosyalliğe sahip kişinin blogu bu.Ben olsam okurdum.